28 Ağustos 2007 Salı

Acayip hayvanlara benziyirsen

Bugün Fırat arkadaşımızın dinlettiği “Acayip hayvanlara benziyirsen” şarkısının (Hüseyin Turan) ve Mert arkadaşımızın “kutup ayısı bloğu gerekli sıklıkla güncellenmiyor” kişisel kınama dilekçesinin ardından bir şeyler yazayım dedim. Mert sitenin müdavimlerinden olduğu için ve her gün 600 kere siteyi kontrol ettiği için böyle bir kınama yapmasını haklı görüyorum. Sonuçta hepimiz insanız ve acayip hayvanlara benziyiriz. Küçükken oyunlarımızda bir hayvan seçmemiz gerektiğinde genelde hepimiz “kaplan, aslan” gibi karizması ve ağırlığı olan hayvanları seçmeye çalışırdık. Hangimiz “tavuk, sıçan” seçerdi ki? Bizden önce birileri karizması olan hayvanları kapmışsa diğer hayvanlarla idare etmeye çalışırdık. Ben genelde kaplumbağa seçerdim. Hem masalda tavşanı bozguna uğrattığı hem de o dönemde ninja kaplumbağalar popüler olduğu için. Hepimizin hayvanımsı yanları mevcut. Biri bir şeyi çok iyi yaptığında, abarttığında ya da dozunda olmayan bir şaka yaptığında bazı kesimler “hayvansın sennnnnnn” diyerek tepki verir ülkemizde. Hayvan olmak kötü bir şey mi? Hayvanlar içgüdülerine göre hareket ediyor. Biz genelde edemiyoruz çünkü aklımız var. Bazen aklımızı kaybettiğimiz anlar oluyor. O zaman hayvanlaşabiliyoruz. Peki niye öküzleşmek deyince daha bir kaba oluyor? Neden “sen iyice kaplumbağalaştın son günlerde” diye bir cümle yok. Öküzün,horozun ya da maymunun vb. hayvanların insanlara mal edilebilecek yanları var da kaplumbağanın yok mu? Sevgili KAÜK gücenmesin (ben dahil) örneğin ayı kaba bir hayvan mı? Hepimiz bu sitede ayıyız ve ben ayı olmaktan gurur duyuyorum. Kutup ayısı da öyle porno içerikli bir hayvan değil bence. Soğuğa alışmış bir hayvanı sen sıcağın ortasına çöle götürürsen bi anda sinir, stres olur. Kan tepesine sıçrar. Bedevi ordan geçiyorsa suç bedevinindir. Ben konuya böyle yaklaştım. Sizde uzakta durmayın, yanaşın.

Kişisel kınama olayında mesajlaşma ağı (olay 1->2->3 şeklinde cereyan etmiştir):

1. NMA'dan gelen kınama yazısı için lütfen tıklayınız. Kınama yazısına NMA tarafından kesinlikle bu şekilde cevap istenmediği belirtilmiştir.

2. NMA'ya giden kınama yazısı cevabı için lütfen tıklayınız.

3. NMA'nın sevinç ile yazdığı final yazısı için lütfen tıklayınız.

11 yorum:

merihvolkan(küçük ayı) dedi ki...

Acaip hayvana benzeme isteğim varsa,o da tembel hayvandır.Orjinal ismini hatırlayamadım ama bakışları beni derinden etkilemektedir.Ne biliyim 22 saat uyumak geri kalan zamanda da yemek ve diğer ihtiyaçları gidermek filan.Düşünsenize deriniz hareketsilikten yosun tutmuş, süper. Tabi ki küçük ayı olmaktanda mutlu ve de gururluyum.Hani şu dünyaya bir daha hayvan olarak gelsen ne olursun deselerdi işte tembel hayvan olurdum.Falan filan...

NMA dedi ki...

Öncelikle ben de merihvolkan'ın seçtiği hayvana 27 senedir hep imrenilesi imrenilesi baktığımı belirtmek isterim. Sanırım aynı hayvandan bahsediyoruz. Megateryum hayvanı. (Bkz. Wikipedia) Güzel hayvan şimdi. Kimbilir ne derdi var.

Ben çocukken beterdim. Hatta über-beter. Hatta felaket. Bir oyun vardı adını tam anımsayamıyorum şu an. Böyle birisi ebe oluyordu, arkasını dönüp duvara ayet gibi bir grup sözcük söylüyordu. Bu sözcüklerin içinde yarışmacı diğer arkadaşların girmesi gereken kılık da mevcuttu. Mesela "güzel" diyordu ebe, arkasını "pat" diye dönünce
herkes "güzel" olup kımıldamadan duruyordu. Amaç ebeye yaklaşıp sırtına indirmekti.

Ben nedense hep ebe olduğumda kılık belirtici olarak "ördek gagalı pladipus" ya da "ornitorenk" (Bkz. Wikipedia) derdim. Kimse de olamazdı. Benzemezdi elin çocukları. Sonra ben ebeyim ya. O an iyice hayvanlaşıp uçarak ya da koşarak "ornitorenk" olmayı beceremeyen mahalle arkadaşlarıma girerdim. Ama ben o an hangi hayvan olurdum onu da kestiremiyorum.

Böyle bir anı geldi aklıma nedense... Çağrışım işte, belli olmuyor.

NMA (NMA-yı) dedi ki...

TEKZİP TEKZİP TEKZİP

Hemen bir üstteki yorumum için düzeltme mahiyetindedir...

Kadim dostlarım İlhan ve Volkan sayısal ortamdan uyguladıkları (ve haklı oldukları) baskı ile bir düzeltme yapmamı istediler.

Volkan'ın BEYENDİĞİ (bilerek imla hatası yapılmıştır, anlayan anlar) hayvan "Megatherium" değil, onun en yakın akrabası olan "Tree Sloth" imiş. İlgili ispatsal yaklaşım için buraya tıklayabilirsiniz.

Ama ben hala MEGATERYUM seviyorum o ayrı...

NT dedi ki...

Öncelikle Volkan'ın bahsettiği hayvan NMA'nın söylediği gibi fi tarihinde yaşamış Megatherium hayvanı değil Sloth Hayvanıdır:
Sloth. .
NMA'nın neden bu kadar geçmişe gittiğine anlam veremedim açıkçası :)
Uygar'ın yazısına gelince hayvan olmak evet kötü birşey ama insanın hayvan olması kötü birşey. İnsanın hayvan olması şu anlama gelir: insanın herhangi bir hayvanın kötü özelliğini kendine örnek edinmesidir. Mesela ayılar bazen saldırgan ve acımasızdır ama tamamen korunma ve açlık içgüdüsü ile hareket eder. Ama insanın ayısı korunma gereği veya açlık hissetmeden zevkine etrafa saldırır, canlı cansız herşeye zarar verir ve bundan sadist bir zevk alır, fayda sağlar. İşte hayvan insan budur. Türkiye'de bu örneklerden oldukça fazla bulabilirsiniz
(bkz: insan ayı vs hayvan ayı
Bu durumda insan olmayı seçiyorum, buradan herkese duyurulur. Ama illaki favori hayvan duyuruyoruz, şu ilginç hayvanı pek sevdim, kendisi dünyanın en küçük maymunu olup ele avuca sığmaktadır. Ayrıca gözlerinin büyüklüğü en ilginç özelliğidir.
Tarsier
Tabi ağaçlara ve doğaya bir çok yararı da olduğunu söyleyip konuyu kapatalım.

Düzeltme: Bu arada ben bu yorumu yazarken NMA hatasını düzeltmiş, kendisine teşekkür ediyoruz.

merihvolkan(küçük ayı) dedi ki...

Öncelikle NMA'nın NMA-YI olmasını kutlamak istiyorum.Çünkü kendisi hasayı olmak isteyen Tuğba arkadaşımızın yapamadığını yaparak öğle sıcağında ölçüleri verilmiş buz kütlesi üzerinde,bala ve leblebi(beyaz değil)tozuna bulanmış irice bir foku tek hamlede midesine indirmiştir ki bu adı taşımaya hak kazanmıştır.Gelelim NMA-YI'NIN çocukluğuna. Bahsettiği oyunun adı"Zındır Zımba bir,iki,üç" tür.tabi anlattığı oyun ismini verdiğim oyunun ikinci versiyonudur.İlk versiyonda sadece hareket etmemeye çalışırdınız. Tabi bu ikinci versiyon hakkında da Amerika,CIA ve Yahudi lobisi üçgeniyle ilgili komplo teorilerim yok değil.Ama başka platformlarda tartışmayı düşünüyorum.Neyse NMA'nın çocukluğuna geri dönelim.Böyle bir oyun oynarken nasıl bir çocuğun dimağı böyle tarih öncesi bir hayvan taklidini arkadaşlarından ister ve de nasıl olurda böyle bir simi tek hamlede telafuz eder?Hadi bunlar oldu diyelim hangi sübyan beyin burnundaki sümüğü cıvıkbir halde değilde katı bir halde yemeği düşünürken arkadaşlarına ızdırap olarak psikolojilerinde derin hasarlar vermek ister?Bunlar beni derin düşünceler sevk etti.Konuyu aklıma gelen anlamlı bir fıkrayla noktalıyacağım. "Yavru ayıya sormuşlar annenimi daha çok seviyorsun babanı mı? Yavru ayıda Farketmez ne de olsa ikiside ayı" demiş.
Efendim gelelim sloth hayvanına(ki ismini hatırlayamadığım için kargaşaya ,paniğe neden olmuştur).Kendisi ağaçtan düştüğünde 24 saatte geri yerine tırmanıyor gibi mitler olsada vurdumduymazlığına da BEYENDİĞİMİ söylecektim.Bu arada annem annem beni eşşeğe benzetiyor. Çünkü beni hep "eşşek kafalı oğlum" diye sever.Demek ki gerçekten ACAYİP HAYVANLARA BENZİYİRİZ!

A.R.A. dedi ki...

ilk önce Volkan beyin üzerine bu kadar gidilmesini kınıyorum. kendisi hayvanın adını hatırlayamamış değil bilakis doğru hatırlamıştır. gavurların sloth olarak adlandırdığı hayvana ne yazıkkı T.D.K. bir isim bulamamış ve çok yaratıcı bir şekilde tembel bir hayvan olmasından mütevellit kendisine "tembel hayvan" ismini koymuştur. (Hayvan allahtan sadece tembellik yapmakta düşünün başka bir eylemi ile meşhur olsa çok afedersiniz bunu çocuklarımıza nasıl anlatırdık, düşüncesi bile korkunç)

gelelim işin aslına zannımca Volkan bey koala ile bu hayvanı karıştırmaktadır (bundan sonra ki yazımda tembel hayvan ile koala karıştırılması üzerinedir. Yanlış anladıysam mazur görün) bu iki hayvan karakter olarak benzese de evrimin bi cilvesi olarak aslında iki ayrı türdür. Koala keseliler sınıfına girerken, tembel hayvan karınca yiyen olarak tabir edilen “pilosa” sınıfına dahildir. Ama işte iki hayvanın karakteri bu kadar mı birbirine benzer. İkisi de miskin, ağır kanlı, uyuz uyuz dolanan (aslında dolanamayan), aslan gelse yese “neyse kısmetimizde bu varmış, allahın işine karışmak olmaz” diyecek kadar dinden uzak, bağnaz ve hatta yobaz hayvanlardır.

Bu kadar benzeşmelerine rağmen bu iki hayvan hiç birbirleri ile karşılaşmamıştır keza biri güney Amerika da yaşarken diğeri Avustralya da yaşamaktadır. Gerçi birbirleri ile karşılaşsalar ben herhangi bi tatsızlık çıkacağını sanmıyorum ki mülayimliklerinden ya da barışseverliklerinden değil tembelliklerinden dolayı. O yüzden içim rahat huzurluyum.

Son olarak konu başlığı ile konunun gidişatının farklılığından dolayı bu yorumumu bitirip hemen alta diğer yorumunu sunuyorum…

A.r.A dedi ki...

Çocukluğumda nerde duyulmamış bilinmeyen hayvan varsa onun ismini alırdım ben kendime. Tabii o zamanlar imkanlar bu kadar geniş değil, ayıptır söylemesi bide bizde sabah gazetesinin 89 yılında verdiği oxford isimli bir ansiklopedi vardı ne kadar gereksiz ne kadar garip hayvan varsa hepsi yazardı. Bende sokağa çıkamadan önce bi göz gezdirir gerekli hayvan adını ezberleyip havamı atardım. Uyguladığım yöntemi naçizane anlatayım sizlere;

İlk önce sabırla ve konunun açılması beklenir. Daha sonra illaki bir çocuk hayvan adlarının geçmesi gereken oyunun oynanmasını talep eder. Hala sabırla bekleyiş sürdürülmelidir. Tüm çocuklar heyecanla bildikleri en kuvvetli, en karizmatik hayvanın ismini söyler. Ben aslanım ben kartalım ben kaplanım vs… artık sonarla yaklaşıldığı hissedildiğinde önceden ezberlenen hayvanın ismi bir çırpıda söylenir “ben tarantulayım, ben tazmanya şeytanıyım, ben anakondayım” vs … gibi. Bu hayvanı ilk kez duyan çocuklar hayvanların gücü hakkında hiçbir bilgileri ya da benim söylemlerimi çürütecek hiçbir kaynakları olmadığından kaati doğru olarak kabul edilmekte ve benim abartmalarımla beraber “aslan mı ben anakondayım. Anakonda hepinizi yok eder, ezer, parçalar, öldürür, yer gibi söylemlerle küçük yüreklere korku salardım. Tabi insan beyni öğrenmeye açık bu oyun tekrarlandığında ise herkes anakonda ya da benim söylediğim diğer hayvan olurdu ama ben gene başka bi hayvanı olmadığı gibi göstererek gene en güçlü hayvanın olduğu çocuk olurdum. Hey gidi günler hey.

Ama en büyük numaram söylemeden önce yeşili tutarak ve bu sadece benim hayvanım diyerek ilk ilkel patent aldığım hayvan olan (ki gene yeşili tuttum Allah bir diyorum) benim dışımda hiçbir çocuğun kullanmasına izin vermediğim “komodo ejderi” olmuştur.

Hatırlarım buna benzer bişeyi de top oynarken futbolcu isimleri seçerek yapardık biz. Ben kumanım, ben gulitim, ben van bastenim gibi. (demek ki ben çoçukken kesin Hollanda baya bi işler yapmış nası beynime kazındıysa saydığım 3 isimde Hollandalı breh breh breh)

NMA (NMA-yı) dedi ki...

İşte o dimağı bozuk sabi sübyan bu . Tarih öncesi devirlerden imgesel örnekler sunan epey-bir-olgunlaşmış-zigot budur. NMA-yı'nın çocukluğu budur. Ne kadar saftır ÖYLE DEYİL mi...

Sevgili merihvolkan'ın DOKANDIĞI nokta gerçekten ileri derecede ilmi, fenni ve sık-görülür bir durum. Yani ebeveynlerin yahut eküri üyelerinin beşere hayvansal benzetimlerde bulunmaları.

Benim de ivedi ile aklıma gelen, 27 sene içinde işitmiş olduğum, bizzat tarafıma sarf edilmiş benzetimlerden örnekler...

+ Su kurbağası!
+ Öküze özenen kurbağa mısın? Nesin?
+ Her horoz kendi çöplüğünde öter! Git çabuk odana!
+ Gamlı baykuş!
+ Sen ancak manda gaytası gibi yat böyle!
+ Eşek sıpası!
+ Eğer bir düş sen yere öyle koşarken... Gölbez* gibi ağlayınca gelirsin yanıma ama...

*Sinop bölgesinde köpek yavrusuna gölbez denilmektedir

merihvolkan(küçük ayı) dedi ki...

"Eğer bir düş sen yere öyle koşarken... Gölbez* gibi ağlayınca gelirsin yanıma ama..." kızma cümlesinde ki GÖLBEZ den sonra bütün düşüncelerimin değiştiğini ve hatta marstaki tek hücreli ne idüğü belirsiz hayvan olma istiğimin belirdiğini söylemek isterim.Yani ebeveynlerin katkıda bulunduğu Acayip hayvanlara benziyitişleri hepimizin körpe beyinlerinde derin yaralar açtığı aşikardır.Bu 80 li yıllardaki çizgi filmlerlede derin yaralar açılmış beyinlerimize korku salarak pekiştirilmiş, sadece sümük yemeğe endeksli çocuklar yetiştirilmiş olduğunu ortaya çıkartıyor.(misal yakari çizgi filmindeki atın korkutucu sesi ya da bkz.Clementin bütün bölümler )Yani bu baskılar altında bu konu başlığının açılması, bizim bilinç ve ruh altı dünyamızı harekete geçirmiştir.Üzgünüm şuan karanlık bir odada köşeye sinmiş bir şekilde ağlayacağım.

FRT (su ayısı) dedi ki...

Höşbergli aybalalarım.
Menim lüzumsuz lakırdım ilen beşlayan bu husus pek dallandı pek budaklandı bu sebepten men de özümde yeten heyvanı belirtmek isterem.

Menim özümde yatan mahlukat Aardvark hayvanıdır. (bundan sonrası normal türkçe devam edecektir). Kendisine "Orycteropus afer" diyenler olsa da bizim bildiğimiz adı "karınca yiyen" dir. Memeliler sınıfındandır(Volkan heyecanlanma memeleri küçüktür).Adından da anlaşılacağı üzere Orycteropodidae familyasındandır ama gece yatıya gelen akrabalarını pek sevmez. Geceleri çizgili pijama ve kolsuz atletle uyur. 3-5 karısı olduğu görülmüştür ama geçim sıkıntısı sebebiyle birlikte yaşamazlar. Bir seferde 6-8 yavru yavrularlar. Yavruladıkları yavrularla pek haşı neşir olmazlar. Hafta sonları dere kenarlarına pikniğe gitmeye bayılırlar. Pikniğe giderken kavun götürüp sıcakta bekletirler(volkan yine heyecanlanma). Kavunun üzeri karıncalanana kadar bekleyip afiyetle yerler.
1946 senesinde İstanbul belediyesi karınca sorununun önüne geçmek için afrikadan 5 kadrolu karınca yiyen getirtsede, eli karıncalanan valinin elini yalamaya çalıştıkları için taş ve sopalarla linç edilerek kovalanmışlardır. 1 tanesi halen zürafa sokakta(amma abarttın volkan) içi doldurulmuş olarak saklanmaktadır.
hörmetler

merihvolkan(küçük ayı) dedi ki...

Tenya bağırsakta yaşar bağırmasakta deme özlemi çeken, sulu gözlerle,çocukluklardan anımsama betimlemeleri arasına karışan arka sokak koşturmacalarına neden parantez içine yazılmış(volkan)lar varki.Şimdi kendimi bir dönem her evde asılı duran gözü yaşlı çocuk tablosu gibi hissettim.Oysa ki bende komodor ejderi olmak isterdim(ki yeşili tutmak önemliydi cidden) ya da bende karınca yiyen,önemli olan içindeki haYUvanın ölmemesi!oysa ki 19 Mayıs gösterilerinde aman ördek yeşil ördek türküsüyle gençlik ve spor bayramı oyunlarımızda oldu hepimizin(ulen herkesin oldu dimi)
"Deniz o kadar durgun o kadar durgundu ki,karıncalar su içiyordu" Y.K.